27 Mayıs 2014 Salı

Çare nerede ise aramasını bilmek gerek

Bazen içinden çıkamazsınız. Sürekli kafanız o gerçekle uğraşıp durur.. Düşününce rahatsız olursunuz. çözüm üretemezsiniz. İşte bu zamanda yapacağınız bir şey var.
Hayatta çaresi olan sorunlar konusunda yılgınlığa düşmeden mücadele etmek, çaresiz olan durumlarda gerçekçi olup,dirençle,sabırla karşılık vermek.

Geçenlerde eşim konuştuğu panel sonrası bir kitap getirmiş. KORUYUCU SAĞLIK REHBERİ. Türk Eczacılar birliğinin bir yayını.Aklıma  takılan bölümleri okurken;  ruh sağlığını korumak için alınacak önlemler bölümü dikkatimi çekti..Yukarıdaki bölümü okuyunca olayları değerlendirirken aynı bakış açısıyla bakmamak  lazım diye düşündüm. Çözülmez sandığımız gerçekler için kabullenme yerine yeni yöntemler denemek gerek. Belki biz büyütüyoruz. Biz olayları olumsuz ,yorumluyoruz. Labirent gibi aynı olayı hep aynı şekilde yorumluyoruz. Olayın dışına çıkıp dışarıdan baksak, taraflı bakmasak. İlk adımı başkalarından bekleme yerine biz adım atsak. Diyeceksiniz klişe laflar bunlar. Neden ilk adımı ben atayım,sorunu ben niye çözeyim . Peki kim sizin bu konuda kızdığınız biliyor. Duyguları ifade etmek gerek. Kimse beni anlamaz ,diyerek baştan kanalları kapatmamak Aslında kolay gibi geliyor .diğer taraftan da zor gibi .Çözüm istiyorsak çabada sarfetmek gerek. Eli taşın altına koymak gerek. Ben çevremde gördüğüm doğal olayları olumlu yorumlayıp hayatın ipuçlarını değerlendiririm..Alttaki resim arabayı park ettiğim yer. Taşların arasından gül çıkmış.
Bu resimde mevsimini şaşıran kasımpat. Bu sene havaların sıcak gitmesi nedeniyle  kasımpatlar mayıs ayında açtı. Demek ki uygun hava koşulları bir çiçeği açtırıyor diğerini taşların arasından çıkarabiliyorsa biz neden çaba sarfetmeyelim. Bazen ummadığınız anda bizim de çabamızla yaşam sürprizlere gebedir.
Dikmen Vadi'sinde sabah yürüyüşünden  bir kaç kare poz. Yaşamın güzellikleri sizin de güzelliğiniz olsun .


24 Mayıs 2014 Cumartesi

Benden selam olsun

           
Köroğlun'dan bugüne .ODTÜ Türk Halk Bilimi Topluluğu Mezunları'nın dün akşam konserindeydim.. Arkadaşım koroda , sohbet ederken konser var gelmek ister misin? sorusu beni mutlu etti. Akraba günü yemeğinin iptal olması  iyi oldu. Bu seneki konuyu merak ediyordum. Geçen sen konu YOL idi. Bu sene KÖROĞLU .Türkülerin çoğu yabancı gelmedi. Demek ki dinliyormuşum diye düşündüm  kendi kendime sevindim.
          Türk Halk Edebiyatının en bilindik isimlerinden biri olan Köroğlu ismiyle nam salmış kahramanımızın Hayatına Dair Bilgileri ve merak edilenleri googledan aldım.
           Köroğlu veya asıl ismiyle Ali Ruşen 16. asır ‘da Anadolu’da yaşamış bir halk ozanıydı. İsmine Köroğlu Destanı’da vardır. KÖROĞLU (XVI. Asır) Halk şairlerimiz içerisinde dövüşün, özgürlüğün simgesi.Doğum, ölüm tarihleri bilinmeyen, bir daha önceki efsane kahramanı olan Köroğlu’nun ismini alan bir şairimizdir. Bu şairin, Sultan III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı silahlı gücüyle İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir.

Bolu Beyi’nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan harami Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış vaziyettedir. Köroğlu; halk şairlerimiz içerisinde dövüşün ve özgürlüğün simgesidir. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik, arkadaşlık, aşk, tabiat sevgisi çok sade bir dille anlatılır. Bu şiirler, hikayeci aşıkların nesirle anlatılan hikayeleri arasına serpiştirilmiştir. Yirmi dördü bulan bu hikayeler , Türklük dünyasına dağılan bir Köroğlu destanının doğuşunu hazırlamıştır. Köroğlu; yiğit, adil, inançla dolu ideal bir Türk’tür. Köroğlu destanımız ise Anadolu Türklüğünün yüreğinde yaşayan ihtiraslarla, isteklerin, değerlerle inançların simgesidir. Bu destana göre:
Köroğlu’nun asıl isimi Ruşen Ali’dir. Babası Yusuf, Bolu Beyi’nin seyisidir. At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf’u cins bir at almaya gönderir; ancak Yusuf’un getirdiği tayı beğenmez, adamın gözlerine mil çektirir.Yusuf tayı ve erkek çocuğunu alıp memleketten çıkar .Ruşen Ali, babasının tarif ettiği tarzda, tayı karanlık bir ahırda besler, tay belli bir zaman sonra kanatlanır, eşsiz bir küheylan olur.Yusuf ile Ruşen Ali, Aras ırmağına gider, orada Bingöl’den inecek olan üç sihirli köpüğü beklerler. Yusuf, köpükleri içince, tekrar görmeğe başlayacak, gençleşecek ve Bolu Beyi’nden intikamını alacaktır. Ancak, Ruşen Ali köpükleri kendisi içer, babasına köpüksüz su verir.Yusuf buna bir yandan üzülür, bir yandan da erkek çocuğu intikamını alacak bir yiğit olacağı için sevinir.Bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu’na sonsuz hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar.Yusuf, erkek çocuğuna, intikamını almasını önerdikten sonra can verir. Ruşen Ali Kırat’ı ile beraber dağa çıkar.Köroğlu diye ün alır, bir derebeyi gibi yaşamaya başlar, her savaşta üstün gelir; bezirganlardan, beylerden,paşalardan aldıklarını fakirlere dağıtır.Delik demir (tüfek) buluş olunup da eski yiğitlik ananeleri bozulunca, arkadaşlarına dağılmalarını tavsiye eder, “sır olur”, Kırklar’a karışır.

       

       Koro, dans, günümüzde Köroğlu , halk oyunları ,türküler. Unutulmaz bir gece yaşadık.

           Kiziroğlu Mustafa, Benden selam olsun ,Serin sulu bulaklardan, Entarisi ala benziyor, Bizim eller ne güzel eller. Türkülerin bir kısmı. Kulağımın pası dindi. Haksızlıklar karşısında mücadele eden yürekleri Köroğlu ile çarpan günümüz Köroğlular için de bir selamda benden olsun.

Buradan orası bir başka görünüyor.

Memleketim  Akhisar.Soma'ya 15 20 dakika uzakta. Trenle Ankara yönünden gelirseniz önce Soma sonra Kırkağaç sonra Akhisar. Bizim oralarda Soma denince maden akla gelir. Trenle geçerken kömürü görürsünüz. Üsten raylarda kömür.Yaşanan facia Türkiye gerçeğini anlatıyor. İşsizlik, İş nerede çalışıyorsun?maden de. Gazetelerden okuduğumda hayvancılık ve tarım bittiyse yerine ne koyacaksınız maden de çalışmak. Genelde köyden gelen insanlar.Hangi işi bulursan çalışırsın. Ali Ağa denilince Petkim. Çocukluğumda dayım  inşaat ustası. Elektrik çarpması sonucu öldü. Dört çocuk ve bir anne kaldı. Çocukların en küçüğü bir yaşından.En büyüğü sekiz. Yengemin anne ve babası yanına taşındı. Çocukları beraber büyüttüler. Soma faciası benim aklıma bu olayı çağrıştırdı. O zamanlar çocuktum. ne olur Tanrım bir gün dayımı gönder çocuklar babalarını görsün. Baba desinler derdim. Çocuk aklı ne olacak. Baba demek çocuk için ne kadar önemli. Uçun kuşlar bloğunda Makbule Hanım güzel anlatmış .İkinci önemli konu iş güvenliği.Önce karnınızı doyuracak bir iş. Sonra güvenlik gelir. İlk işim muhasebe bürosuydu. Ve ben güneşi özlemiştim.Sabah sekizde iş başlıyor. Güneş battıktan sonra işten çıkıyorsun.
Madende yerin altındasın. güneş pencereden değil gözükmek sen zor hava alıyorsun. Karanlık hep karanlık. yerin altında her şey gelir başına. Çocuk işci . Eğer söylenti dolaşıyorsa vardır gerçekliği.Daha da irdelesek altındaki gerçekler bambaşka. Yıllarca felsefe okudum ve anlattım. Oradan öğrendiğim şu ; gerçekler ayrıntıda gizlidir. Bakmasını bilmek gerek.

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Sen ölünce

Soma'daki maden faciasında ölenlere rahmet ,kalanlara sabır diliyorum. Madende olanlarında bir an önce kurtulmasını.
Sen ölünce anan ölür , baban ölür, eşin ölür.
Sen ölünce evin ölür.
Sen ölünce yaşadıkça kızın ölür,oğlun ölür.
Sen ölünce gençliğin ölür,  geleceğin ölür.
Sen ölünce anıların ölür.
Sen ölünce ailen acıdan ölür.
Sen ölünce eşin yaşadığı her gün ölür.
Sen ölme.

9 Mayıs 2014 Cuma

eskimeyen dost

80 li yıllardı.Sağ sol kavgalarının hareketli olduğu dönem. Okulumuzun kantini kullanamıyorduk. Kavgalardan her yer parçalanmış. Sadece yemek hane sağlamdı. Öğle yemeklerimizi de hep kaşıkla yerdik. Herhalde gruplar kavga etmesin diye. Çatal bıçak yok. Bir gün dersteyiz. arka sırada oturan arkadaş seslendi. Sonra sohbet etmeye başladık. Sosyoloji bölümünde okuyormuş. Bizden bir dönem sonra başlamış. Ben de psikoloji bölümünde okuyorum demiştim. Dostluğumuz sıra arkadaşı ile başlayan uzun yıllar devam eden bir dostluk. Biz beş kardeşiz. Hiçbir kardeşim yanımda değil. O bana kardeş oldu. Yağmurlu bir haziran günü beni evine davet etti. annesi ve ablalarıyla tanıştım. Çok becerikli bir bayan. İlk börek yapmasını ondan öğrendim. Çocuklarım küçükken onları alır ziyarete giderdim. Bir araya gelince birbirimize olan iletişimimiz çok anlamlıydı.Olaylara yaklaşımı farklı , güzel önerileri vardı. Açıklamaları ile beni düşündürürdü. Ondan ayrıldığımda hafiflemiş ve güzel gün geçirmenin keyfi içinde olurdum. Zihin becerisi gibi el becerisi de var.Son yıllarda ki görüşmelerimiz dışarıda olmaya başladı. Yoğun çalışıyor. Ev ziyaretleri ile görüşmelere devam etmeye karar verdik. Bana kahvaltıya geldi.
Bir yandan eski günleri hatırlarken bir yadan da beraber olmanın mutluluğunu yaşadık
Kahvaltının üstüne yenilen krem kremal ağzımıza sohbetler kadar hoş tat bıraktı.

Çiçeklerin harikulade görünümü gözümüzün önünde.
Yemeğin üzerine içilen kahve.Çıkan fallarda geleceğimizi aramak. Bir üst mertebeye yükselme var. Bakalım ailede kim olacak?.
Modaya uyup günümüzü selfi ile tamamladık

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Çocuk olabilmek

Çocuk olmak, çocuk kalmak, düşlerde sevdalarda, çocuk gözüyle yaşama bakmak.  Çocuklardan ders almak. Ansızın çocuk olsak .Oyunlara karışsak. Birdir bir, ip atlama. Gökyüzünü kucaklasak. Heyecan duysak yaşamdan. İki dakika önce saçını çektiğimiz arkadaşı kucaklasak. Dünya ne güzel olurdu.

balkonda yaşam

Hava soğuk ve yağmurlu. Bereket yağıyor. Bu havayı güzelleştiren çiçeklerin canlılığı. Dün iplerden raf yaptım. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Yerden çiçeklerimi kurtardım diye. Meyve almaya gittim. Çiçek alıp döndüm. Meyveleri beğenmedim. Çiçekler o kadar albeniliydi ki almazsam küserler diye düşündüm.
Dolapları düzenlerken annemin kendi eliyle işlediği kanaviçe örtüyü buldum. Annemi yad ederim diye düşündüm.
 Sadece yıldız çiçekleri dün alınan.
Evin içinde tablolar fazla gelince balkon süslemesi oldular.
Yaprağı güzelde gerçekten kurum kurum kuruldu rafa tam yerini buldu.
Papatyalar benim için çok anlamlı.Artık Ankara'da da yürüme mesafesinde buluyorum.Yeni yapılan Öveçler 
Vadi'sinden.
Sardunya da yerini sevdi.
Orkide tüm güzelliği ile beni sabahları selamlıyor.
Kuşlar da sabah cıvıltısıyla çiçeklerin arasında dolaşıyor.
Balkon yarın Üniversiteden dostlarımı ağırlamak için hazır. Soluklanmak ve eski günlerimizi yad etmek üzere.