17 Temmuz 2017 Pazartesi

Kazı çalışması devam eden Balatlar Kilisesi Sinop


Torunum Ege ile birlikte kazı çalışmalarını görmek için sabahın erken saatinde yola çıktık. Hava basık ve sıcaktı. Arkeolojik çalışmalar nasıl yapılıyor tarih nasıl ortaya çıkıyor? Torunum arkeolojiye meraklı. Ankara' daki MTA'nın müzesine altıncı gidişi.Bu soruların cevabını görmek istedik. Yıllar önce gitmiştim. Önü bahçe bostan ekilmiş atıl durumdaydı. Bu gidişimde inanamadım. Güzel bir ekip Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr.Gülgün Köröğlu'nun  başkanlığında bir ekip tarafından çalışmalara başlanmış.
Sinop'un Ada mahallesindeki Balatlar Kilisesi olarak tanınan yapı ve kalıntısı şehir merkezinde yer alır.
Balatlar Kilisesi
Sinope Koimesis Kilisesi olarak da bilinen Balatlar Kilisesi, Sinop İli’nin Ada Mahallesindedir.
Balatlar Kilisesi’nin Özellikleri ve Tarihi
Balatlar Kilisesi’nin tarihi Bizans dönemine kadar uzanmaktadır. Bizans mimarisi olan Balatlar Kilisesi MS 660 yılında inşa edilmiştir. 3.062 m2’lik bir alanı kapsar. İlk inşasının Roma döneminde yapıldığı ve hamam olarak kullanıldığı düşünülmektedir. İlk kullanım amacı hamam olan bu yapının 6.-7. yüzyıllarda kilise olarak, 11.-13. yüzyıllarda tahıl deposu olarak kullanıldığı bilinmektedir. Selçuklu ve Osmanlıların eline geçmesinin ardından ise yerli Hıristiyan halka bırakılmıştır. Yerli Hıristiyan halk ise bu yapıyı Meryem ve Baş Melek Mikail’in birlikte anıldığı bir manastır olarak kullanmıştır. 1920 yıllarında ise ibadet amaçlı kullanılmak ile birlikte aynı zamanda mezarlık olarak da kullanıma sahip olmuştur.
Balatlar Kilisesi’nin tarihi şu ana kadar bulunan kalıtlara dayanılarak MS 1. yy’ a kadar ulaşmaktadır. Ancak bu kilisede kazı çalışmaları devam etmektedir.
Balatlar Kilisesi Arkeolojik Kazı Çalışmaları
Balatlar Kilisesi bölgesinde 2010 yılında  Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi” Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sanat tarihi bölümü Prof. Dr.  Gülgün Köroğlu başkanlığında başlatılan ve hala günümüzde devam eden kazı çalışmaları vardır. Arkeolojik kazı çalışmaları sebebiyle, yapıyı çevreleyen bölge kamusallaştırılmıştır. Sürdürülen çalışmalar sayesinde Balatlar Kilisesi’nin tarihi çok farklı yeni bilgilere ulaşmıştır. Kazı çalışmalarında elde edilen en önemli buluntu ise Hz. İsa’ya ait olduğu tahmin edilen taş sandıktır. Bu taş sandığın içerisinde haç parçaları bulunmuştur.
İl Kültür Turizm Müdürü Hikmet TOSUN bu kazı çalışmaları hakkında şu ifade de bulunmuştur “Alandaki yerleşim yerleri ve binaları kamulaştırarak, burayı arkeolojik park haline getirmeyi planlıyoruz. En az 15  yıl sürecek bu kazının ne kadar bir alanı kapsayacağını bilemiyoruz. Büyük bir ören yerinin Sinop’a kazandırılacağını ve burasının Trabzon Meryem Ana Manastırından daha önemli bir yer haline geleceğine özellikle yabancı turizme pozitif katkı yapacağına inanıyoruz.”
Balat Kilisesi’ndeki Sıralar
Balatlar Kilisesindeki kazı çalışmaları devam ettikçe sürekli yeni bulgular ile yeni sıralar su üstüne çıkıyor. Sizler de tarih konusunda ilgiliyseniz, bu kadar eski bir yapının ve yapı alanının güncel çalışmalarını yerinde görmek istiyorsanız kesinlikle ziyaret etmelisiniz.









10 Temmuz 2017 Pazartesi

Akşamın ritüelleri






Yaşamın döngüleri sanki hep aynı olur. Bugün bunu değiştirmeye karar verdi."Anın keyfini yaşamalıyım" dedi." Değiştirmeyelim. Bugün özel olmalı yeni bir başlangıç" Gitti içerden bir şişe şarap açtı.Yanına kuru yemiş. "Güneşin geceye bırakışını yakalamam gerek"diye düşündü. Gökyüzüne baktı. Bulutlu bir gökyüzü Ohh tamam dedi. Mutfakta akşam saatlerinde sürekli koşuşturması yemek yaparken  günün geceye merhaba demesini nasıl kaçırdığı aklına geldi. Bitmeyen ritüeller." Bu saat özel olmalı" dedi ."Keyif almalıyım." Müziğin sesini açtı. Radyo İlef dinliyordu. Sanki bilgisayar başındaki müzik farklıydı Tabi ya  dedi hoparlörden geliyor. Günün telaşını yorgunluğunu unutturuyordu." Bir yandan kuşlar gökyüzünü doldurdu. Diğer yandan saksağan şarkı mırıldanıyordu. Güzellikler için teşekkür etti. Bunları düşündüğü için de kendisine. "Yaşamın tek düzeliğine kırmak gerek  içimden ne geliyorsa onu yapmalıyım."Bir anlık her şeyi unuttu. Gökyüzünün kızıllıktan maviye dönüşmesinin heyecanı sardı her yanını.Yorgunluk, acılar, keder gökyüzünün kızıllığı öfkesini yalnızlığını ortadan kaldırdı.Sessizliğin sesini dinledi. Arkadaş olan gökyüzü ,güneş, bulutlar ve müzik. Müziğin ritmiyle dans etti. Piyanonun tuşları dilini anlamadığı ama kesin kavuşamayan aşıkları anlatan bir şarkı söylüyordu. Ya da üç günlük sevgili eşini uzak diyarlarda bırakan oğlu için bir ağıttı.Belki de aşkı anlatmak istedi. Güzel olan yalansız beklentisiz seven birini anlatıyordu. Birden yorulduğunu düşledi. "Bunlar gerçek olmalı" dedi.          Kapının zili çaldı. Çöp var mı?... Tüm bunlar nedir? diye sordu kendi kendine "Gecenin karanlığı tüm çirkinlikleri silmeye geldi" dedi.
Gerçekler acıdır ama ne yapalım.

23 Haziran 2017 Cuma


















2 Temmuz 2014 Çarşamba

Yine yeniden Sinop

Çiçekler yerlerini buldu. Bir kısmı kapı önündeki merdivene,bir kısmı komşunun evini süslemeye bir kısmı ya tutarsa diye sökülerek Sinop'a getirildi. Petunya ve tırnak çiçeği hemen ekildi. Petunyalar tuttu gibi. Ama aklım terasta kalan çiğdemler ile kasımpatlar da. Onları indirmeye yada başka yere nakletmeye vaktim olmadı. Bıraktığım çiçekler bana dostluğu arkadaşlığı anlatıyor. Öyle dostlar vardır ki yeri çok güçlü onlar çok değerlidir. Bazen bir orkide gibidir. Nazlı sürekli açar. Senin için özeldir yeri. Bazıları menekşedir. Görüşmezsin ayda yılda bir kere görüştüğünde ilişkin kaldığın yerden devam eder. Bazıları  sardunyadır; dostluğu arkadaşlığı hiç bitmez ışıl ışıldır. Hele bir çiçek açsın  seni tümden kucaklar.Her zaman yanında bulunur.

 Eşyalar toplandı. Yolculuk Sinop'a buradaki çiçekler karşıladı beni.  Bir yerlerde okumuştum. Eşyalara ve insanlara güvenmeyeceksin diye. Ama dostların yine de yeri ayrı.
İki yıl öncesinden yazıdan bir paragraf.
Şimdi işe nereden başlasam diye bakıyorum çiçekler aynı pek değişen bir şey yok .Yanına beş fide domates ve biber ekle . Bu sabah biberden yedim. Saksıda biber nasıl da mutlu ediyor insanı.Yaşamın acılarına inat . Orkideler kıza yollandı. Liste yapıldı. Çiçekler kapı önüne çıkmalı. geldiğimde hangi çiçek güçlüyse o kalıyor ayakta. Bazıları susuzluğa inat. Bazıları sevgiye inat. Tıpkı acıyla yoğrulup ayakta kalan insanlara benziyor. Yuka geçen yıl boynunu bükmüş ama ayaktaydı, difenbahya da ona inat, saksıdaki sardunya, Afrika menekşeleri ölmemişlerdi. Çiçek seven annemin ruhu şad olsun.
Tanju Okan'ın bir parçası dilimde eşyalar toplanmış kadınım. Eşyaları toplayayım çoğu gitmişti. geriye kalanlar var. Az şeyle yetinmek gerek. Giderken ne götürüyorsun yarına sadece anılar.
Hüzün sardı dört yanımı. Yinede gitmek güzel! değişiklik güzel! Geride bıraktıkların hariç.
Son foto patatesin çiçekleri.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Sinop Sarıkum

   
 Masamın başına oturdum dışarıda gece grisi bir hava yağmur yağdı yağacak. Radyoda güzel bir müzik,yazı yazmak için güzel bir hava. Fotoğraflar seçildi.
      Yazmak beni heyecanlandırıyor. Birikmiş anıların duyguların yazıya aktarımı. Söz havada kalır yazı baki. Güzellikleri paylaşmak mutlandırıyor.
       On gündür Sinop'taydım. Yağmurla Sinop'a gittim. Yağmurla da döndüm. Ancak arada denizin turkuaza dönüşmesi. Ayakların çoraptan kapalı ayakkabıdan dışarı çıkıp özgürlüğünü ilan etmesi. Dışarıya çıkarken hafif giysiler... galiba yazı özledik. Denize giren bir iki kişi .Ben cesaret edemedim.
        Sinop sarıkum göl, orman, deniz hepsi bir arada. Sinop'tan çıkınca Ayancık yolu üzerinde Sinop'a yirmi km uzaklıkta. Gün batımını yakalayamadım. Ancak manzara yine de müthişti. 284 kuş çeşidi oluğu tahmin ediliyor. Türkiye'de önemli kuş alanları içinde 49 sırada yer alıyor.

Sarıkum Tabiatı Koruma Alanı deniz, kıyı, kumul, göl, sulak alan ve orman eko sistemleri gibi pek çok eko sistemi bir arada bulundurması ve bu eko sistemlerdeki zengin biyolojik çeşitlilik ve kaynak değerlerinden dolayı Tabiatı Koruma Alanı olarak tefrik edilmiştir. 

Tabiatı Koruma alanına ismini veren Sarıkum gölü eski bir körfez ve bu körfeze akan derelerin önünün uzun yıllar boyunca karayel rüzgarlarının hareketlendirdiği kıyı kumullarıyla kapanması sonucu oluşmuş bir lagün gölüdür. Gölün halen 25-30 m’lik bir boğazla denize bağlantısı vardır. Ancak bu bağlantı yıl içinde kıyı kumullarının hareketine bağlı olarak zaman zaman kapanmaktadır.

Sinop yarımadasının genellikle bitki örtüsünce zengin yeşil görünümü içersinde Sarıkum çevresi bir tezat teşkil etmektedir. Burası edafik şartların hazırladığı kum topografyasının geliştiği bir alan görünümü kazanmıştır. Özellikle diğerlerine oranla çok daha yağışlı bir bölgede olmasına karşın, bu kadar yaygın ve belirgin bir kum topografyasının oluşu Sarıkum Gölünün morfolojik yapısını özellikli kılar ve araştırma ve inceleme çalışmaları için oldukça cazip bir alan haline getirir.
Bölgede yer alan Sarıkum köyü rüzgarın etkisi ile hareketlenen kumlardan etkilendiğinden 1975 yılında bölgede özellikle çam ve akasya türleri kullanılarak kumul ağaçlandırması çalışmalarına başlanmıştır. 









Deniz açık denizi en uç noktası olan İnce burun ve fener buradan gözüküyor. Keyifli bir Sinop gezisi cebimde anılar bilgisarayda fotoğraflar.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Yıkıyoruz, yapıyoruz, yeniliyoruz


Dün gece ıhlamur kokulu kentin bulvarında dolaştım. Akşamın o saatinde orada olma keyfini çıkardım. Ihlamur kokularını içime çektim dün gece. Uzun zamandan sonra izlediğim oyundan sonra dudaklarımda bir ıslık. Kentin bu zamanını sevdim. Ne çok sıcak nede soğuk. Ihlamurların açma zamanını sevdim.Yazın gelişini bekleyen ilkbahar gibiydim. Geç kalmış yazın türküsü dudaklarımda. Anılarımı aradım dün gece. Kentin eski sokaklarını dolaştım. Aradığım çocukluğumun saf  yalansız hali. Sokaklarda oynadığım kentte annemin sesini duydum.
-Haydi yemek hazır, baban geldi.
 Yıkılmış evler gördüm. Yıkılmış tarih. İçim acıdı. Çocukluğum çalınmıştı onu aradım .Eski bir evin kapısının tokmağında.
Uzun zamandır Ulus'tan geçmemiştim. İller bankası yıkılmış.Yine bir başka eski bir bina.
Altındağ'da bir bir yıkılıyor evler.
Dudu Teyze eski evlerden odun topluyor. Yıkılan anıları kışın sobada yakacak. Belki onun evi de yakında yok olacak.
-Kızım gazeteci misin? diyor.
-Yok anılarımı arıyorum diyorum. Bir evin çatlağında, eski perdenin kıvrımında yıkıyoruz, yapıyoruz birbirine benzeyen evler yapıyoruz ruhsuz ama yeni. Bir sokağa dalıyorum. Çiçekler asılmış,kapı mavi .Çocuk sesleri dolduruyor hayatı. Bir kedi dolaşıyor yıkık binaların arasında. Yıkılan evlere üzülüyorum. Evlerin canı var mıdır? diyorum. Kaçıyorum oradan ağladım ağlayacak. Hüzün çöküyor bana. Bir sonraki gelişimde nasıl bulacağım?Bu sokak ne kadar değişecek? Kaybolacak mıyım şehrin arka sokaklarında?
Birbirinin benzeri beton yığını evime dönüyorum. Ne yana baksam beton. Gökyüzüne yükseliyor kent. Bir yazıda okumuştum o aklıma geliyor. Siz güzel evlerde otururken ben evi ne kadar sıvasam da sıvayayım ya da boyayım eski soğuk diyor. Ben o eskinin  ne kadar sıcak olduğunu o yıkık duvarın ne çok anı gizlediğini anlatıyorum. Ne o beni anlıyor  ne ben onu.
Birbirimizden epey uzaklaşarak yıkılmış ama yeni hayatları kurmaya çalışıyoruz.